15 Mayıs 2017 Pazartesi

Endüstri 4.0 Dördüncü Sanayi Devrimi ve Endüstriyel Dönüşümün Anahtarları

Selamlar,

2 senelik araştırma, 400'ün üzerinde makale taraması ve 160'dan fazla referansla, tamamen saf ve süzülmüş bilgileri 130 sayfaya sığdırdığım ve "Büyük Veri Denizi: Veri Yönetimi Hakkında Her Şey" isimli kitabımdan sonra gelen ikinci kitabım; "Endüstri 4.0: Dördüncü Sanayi Devrimi ve Endüstriyel Dönüşümün Anahtarları" Pusula Yayıncılık aracılığı ile yayımlandı!

Keyifli okumalar dilerim. Aşağıdaki bağlantılardan temin edebilirsiniz.

Kitapyurdu  - D&R

1 Mart 2017 Çarşamba

Veri Bilimi ve Uzmanlığı Eğitimi

Selamlar,

28 Şubat 2017 Salı günü Türkiye Bilişim Derneği Ankara Şubesinde "Veri Bilimi ve Uzmanlığı" eğitimini verdim. Eğitim içeriği olarak veri bilimi ve bu bilimi oluşturan temel teknolojileri ve veri uzmanlığı ile bu iki kavramın geleceğini anlattım.

Katılanlara teşekkür ederim.





24 Şubat 2017 Cuma

Endüstri 4.0 - Dördüncü Sanayi Devrimi

Selamlar,

Bu günlük yazımda biraz Endüstri 4.0'dan, yani dördüncü ve içinde bulunduğumuz sanayi devriminden, biraz da bu devrime nasıl adaptasyon sağlayabileceğimizden bahsetmeye çalışacağım.

Öncelikle size sanayinin ne olduğunu ve sanayi devrimden neyi anladığımızı anlatayım. Sanayi ya da endüstri, çeşitli makinelerin gücü ve kullanımı ile seri olarak ürün üretmeye denir, kısaca. İlk sanayi devrimi işte tam olarak böyle başladı. Özellikle Birleşik Krallıkta icat edilmiş yeni makineler, su ve buharın gücü ile donatılarak sanayinin ve sanayi kavramının oluşmasını sağladı. 1780'li yıllarda sanayi kavramı gelişmesini başlattı ve kırsal kesimlerde evde ve elde üretilen ürünler yerini şehir merkezlerinde yer alan fabrikalarda ve makineler kullanılarak üretime bıraktı. Bu gelişme sadece endüstrilerin oluşmasına öncülük etmedi. Şehirleşme, iş alanlarında uzmanlaşma, yeni yasalar vb. pek çok farklı başka kavrama da adaptasyon gerekti. Bu, zorlu bir süreç oldu çünkü insanların yaşayışı üzerinde somut ve ciddi etkilere sebep oldu. İnsanlar şehir hayatına adapte olmak zorunda kaldı. Hatta daha fazlası, "luddite" olarak bilinen ve teknolojiye karşı olan insanlar fabrikalardaki dokuma tezgahlarını parçaladı, fabrikaları harap etti. Bu örnekleri vermemin sebebi bir sanayi devriminin esasında sadece bir ürünü geliştirmeye yönelik olmadığı, hepimizin yaşamını nasıl etkilediğini anlamanız. Bugün yaşadığımız şehir hayatını, 1800'lü yıllardaki fabrikalaşmaya bağlarsak yanılmış olmayız. 

Bu günlük yazımda bütün endüstri devrimlerini etraflıca açıklamak yerine daha önemli bir konuya odaklanmayı tercih ediyorum. Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki 2017 yılının ilk yarısında "Endüstri 4.0: Dördüncü Sanayi Devrimi ve Dijital Dönüşümün Anahtarları" isimli kitabım çıkacak. Bu kitapta bütün sanayi devrimlerini, sanayi devriminin etkilerini ve geleceğini ve dördüncü sanayi devriminde kullanılacak teknolojileri açıklamaya çalıştım. Umarım okurken hem keyif alır hem de bilgi edinirsiniz. Burada Endüstri 4.0'ı açıklamam gerekiyor. Adından da anlaşılacağı gibi bu yeni bir sanayi devrimi ve öncekiler gibi somut etkileri olacak. Hepimizin birey ve ülke olarak bu somut etkileri en aza indirip, başarı ile çıkmamız ve sanayi ülkesi olma konumumuzu sürdürmemiz gerektiğine inanıyorum. 

Endüstri 4.0, siber-fiziksel sistemlerin kullanımı olarak nitelendirilen ve benim "siber devrim" olarak isim koyduğum bir sanayi devrimi. Siber-fiziksel sistemlerden anladığımız endüstriyel üretimde kullanılan ve herhangi bir endüstriyi etkileyebilecek makinelerin vb. tüm cihazların akıllanması, yani veri üretmesidir. Üçüncü sanayi devriminde fabrikalarda kullandığımız makineleri bilgisayar programları ile yönetebilir olduk ve aynı zamanda bu ürettiğimiz ham maddeleri; kurumsal kaynak planlama, ilişkisel veri tabanı yönetim sistemleri, tedarik zinciri yönetimi, müşteri ilişkileri yönetimi gibi teknolojik araçları kullanarak dijital olarak sakladık, pazarladık, planladık ve tükettik. İşte bu sebepten Endüstri 3.0'a dijital devrim de denmektedir. Bir fabrikanın Endüstri 4.0 olduğunu nasıl anlarız? Endüstri 2.0'da elektrikle seri üretim hattı hayatımıza girmişti. Dolayısıyla ilk etapta elektriği kullanması gerekiyor, bu basit. Elektrik olmadan bir adım atamıyoruz. Peki sonra? Endüstri 3.0'da otomasyon ve bilişim sistemlerini adapte etmiş olması lazım, yani az önce verdiğim birkaç başlık teknolojiden bahsediyorum. Otomasyon sistemlerini tam entegre etmiş bir fabrikanın sonraki adımı nedir? Mevcutta kullandığı endüstriyel robotların veri üreterek akıllı hale gelmesi ve insanların, bu akıllı makinelerle konuşması. Dahası da var, yapay zeka, sensörler ve makine öğrenimi algoritmaları ile bir fabrikanın kendi kendini yönetebilir hale gelmesi.

Sene 2017, Endüstri 4.0'dan bu yana tam 6 yıl geçti. İlk olarak 2011'de ortaya atılan bu kavramı biz gündelik yaşantımızda henüz hissetmeye başlamadık ama başladığımızda da bazı şeyler için geç kalmamış olmamız lazım. Peki ne yapmalıyız da bu yeni devrime hazır olmalıyız? Yapılan pek çok araştırmaya göre niteliksiz olarak nitelendirilen iş kollarının ciddi bir olasılıkla otomasyona yenik düşeceğini biliyoruz. Örneğin resepsiyonistler, kasiyerler, şoförler, telefon operatörleri, hatta avukatlar ve sağlık personellerinin dahi düşük ihtimal de olsa (şu an için düşük) otomasyonla yer değiştireceğini öngörüyoruz. Bu öngörü yavaş yavaş gerçek olmaya başladı bile ancak Türkiye'de örneklerini görmediğimiz için değişimin farkında değiliz. Bir örnek vermem gerekirse otonom araçlar. Google (Waymo) ve Tesla gibi firmalar 2009 yılından beri otonom araçlar üzerine yatırım ve geliştirme yapıyorlar. Bu geliştirmelerin sonucunda geçtiğimiz sene içinde insansız araçlar yola çıkmaya başladı bile. ABD, Singapur ve diğer gelişmiş uzak doğu ülkelerinde ticari kullanıma başlayan otonom araçlar, şoförlerin yerini almaya başladı. Bu konuda bekleyen ciddi yasal düzenlemeler olmasına rağmen sınırlı bir biçimde kullanılıyorlar ve çok da başarılılar. Google'ın insansız aracı 2.777.000 km civarında yolu tamamladı ve sadece 14 olaya karıştı. Bu olayların hiçbirinde insan yaşamı kaybedilmedi ve 13'ü tamamen insan hatası ile, yani başka bir aracın insansız araca çarpması sonucu gerçekleşti. ABD'nin Kolorado eyaletinde bir tır, 120 mil yolu tamamen insansız ilerledi ve ürünleri gitmesi gereken yere teslim etti. Şimdi duralım ve düşünelim, gelecekte kendi ürünleri üretip, aynı zamanda teslim eden fabrikalar yani tamamen otonom çalışan, sizin çeşitli yazılımsal arayüzlerle uzaktan yönettiğiniz fabrikalar olacak. Dolayısıyla bu yıkıcı teknolojiye bir an önce adaptasyon göstermeliyiz hatta daha fazlasını koymalıyız. Eğitim sisteminde, yasal altyapıda ve üniversitelerin müfredatında değişiklik şart aksi halde bu teknolojik değişime adapte olamayız ve buna adaptasyonu tam yaparsak, işimiz sonraki adıma kalıyor. Endüstri 4.0 pastasında pay kapmak ve küresel çözüm firmaları üretmek. İşte o zaman hem fabrikalarımızı dönüştürmüş oluruz hem de küresel tedarikçi konumuna geliriz. Böylece nitelikli iş kollarında daha fazla istihdam sağlarız ve bu yıkıcı etkiden kurtularak, krizi fırsata dönüştürmüş oluruz.

Bir başka örnek üç boyutlu yazıcılarla ilgili olsun. Boeing firması bir uçağında 100 civarında ve bugüne kadar uçaklarında toplam 20.000'den fazla parçayı bu yazıcılarla üretti. Hatta yakın zamanda neredeyse bir kanat büyüklüğünde uçak parçasını üretmeyi başardılar. Biz üç boyutları yazıcıları, dördüncü sanayi devriminin önemli parçası olarak görüyoruz. Bu alandaki teknolojik ilerlemeler ve yazıcıların kullanımının yaygınlaşacağını öngörüyoruz.

Endüstri 4.0 ile ilgili öngörülerimi ve gelişmeleri @oganozdogan twitter adresimden yayımlamaya devam ediyorum. Mart ve Nisan aylarında çeşitli üniversitelerde bu alanda konuşmalarım var ve dileyen herkesi bekliyorum. Etkinliklerle ilgili twitter adresimden bilgi paylaşımları yapıyorum, takip edebilirsiniz.

İyi çalışmalar,
Ogan

22 Eylül 2016 Perşembe

Büyük Veri Denizi (Big Data)

Selamlar,

Elma Yayınevi tarafından Temmuz 2016'da yayımlanan ilk kitabımı, "Büyük Veri Denizi" (Big Data) pek çok kitabevinden satın alabilirsiniz. 

D&R'daki bağlantıyı aşağıda paylaşıyorum. Keyifli okumalar dilerim.

http://www.dr.com.tr/Kitap/Buyuk-Veri-Denizi/Ogan-Ozdogan/Egitim-Basvuru/Is-Ekonomi-Hukuk/Yonetim-Is-Gelistirme-Kalite/urunno=0000000703640

İyi çalışmalar,
Ogan

21 Temmuz 2016 Perşembe

Büyük Veri Denizi Kitabım ve Bilişim Sektörüne Yönelik Açıklamalarım

Selamlar,

"Büyük Veri Denizi: Veri Yönetimi Hakkında Her Şey" ismini koyduğum kitabım Elma Yayınevi aracılığı ile basıldı ve dağıtıma verildi. Kitabın satışı yayınevinin internet sitesinde çevrimiçi olarak başladı. Kitabevlerinde 23.07.2016 Cumartesi günü yer alacağını öngörmekteyim. Aşağıda kitabı satın alabileceğiniz bağlantıları paylaşıyorum.

D&R:http://www.dr.com.tr/Kitap/Buyuk-Veri-Denizi/Ogan-Ozdogan/Egitim-Basvuru/Is-Ekonomi-Hukuk/Yonetim-Is-Gelistirme-Kalite/urunno=0000000703640
Prefix:https://www.prefix.com.tr/urun_liste.asp?kid=1790053
Elma Yayınevi:http://www.elmayayinevi.com/buyuk-veri-denizi-urun328.html
Pandora:http://www.pandora.com.tr/urun/buyuk-veri-denizi/517439
Idefix:http://www.idefix.com/Kitap/Buyuk-Veri-Denizi/Ogan-Ozdogan/Egitim-Basvuru/Is-Ekonomi-Hukuk/Yonetim-Is-Gelistirme-Kalite/urunno=0000000703640
Vatan Kitap:http://vatankitap.gazetevatan.com/kitaplar/buyuk_veri_denizi/2/166255
Boddrum:http://www.boddrum.com/tr-TR/kitaplar/buyuk-veri-denizi-/517439
Hepsiburada:http://www.hepsiburada.com/buyuk-veri-denizi-p-KELMA67059

Bilişim sektörü ile ilgili ikinci kitabımı da tamamlamak üzereyim. Hedefim, bu alanda bir algı oluşturmak ve herkesin yazmaya ve üretmeye daha da eğilmesini sağlayabilmek. Bu bağlamda beni sürecin başından sonuna kadar destekleyen Elma Yayınevine ve tüm çalışanlarına çok teşekkür ederim. 

Özellikle bilişim alanındaki Türkçe kaynak eksikliğini düşündüğümüzde çok daha fazla çalışmamız gerektiğinin farkına vardım. İşte bu sebepten dolayı bundan sonra ve her zaman yazmaya, paylaşmaya ve üretmeye, Ocak 2008'de başladığım bu serüvene hiç hız kesmeden, dinlenmeden ve durmadan devam edeceğim. Dilerim bu girişimim sektördeki herkes için örnek olur ve el birliği ile Türkçe kaynakları çoğaltmaya devam ederiz.

Saygılarımla
Ogan Özdoğan

13 Mayıs 2016 Cuma

Büyük Veri Yönetimi Kitabım

Selamlar,

Geçtiğimiz sene başında hazırlıklarına başladığım ve bu sene başında tamamladığım "Büyük Veri Yönetimi" kitabım Elma Yayınevi aracılığı ile Temmuz ay içinde çıkmış olacak.

Kitabın içeriğini herkesin okuyabileceği ve anlayabileceği biçimde tasarladım ve yazdım. Dolayısıyla içerik, sektörü, bilişimi ve bilgisayar dünyasını hiç bilmeyen kişilerin rahatlıkla anlayabileceği tarzdadır. Kitabın içinde büyük veri, büyük verinin geleceği, veri yönetimi kavramları ve veri uzmanlığı konularını ele aldım. Bu alanlarda sektörden örnekler vermeye çalıştım. Kitabı olabildiğince okunabilir tutmaya çalıştım ve her cümlesinde bilgi veren, odaklı bir çalışma için uğraştım.

Kitap yayınladığı zaman bunun bilgisini hem günlüğümde hem de sosyal medya hesaplarımda paylaşacağım. Ayrıca satın almak isteyen insanlar için online bağlantılarını da paylaşacağım.

İyi çalışmalar dilerim,
Ogan

12 Nisan 2016 Salı

"Veri Yönetimi Adına Her Şey" Eğitimi

Selamlar,

19 Nisan 2016 Salı günü TBD'de "Veri Yönetimi Adına Her Şey" eğitimini vereceğim. İlgi duyan herkesi beklerim. Detayları aşağıda bulabilirsiniz.

VERİ YÖNETİMİ ADINA HER ŞEY
Eğitimin Amacı
Çağımızın en kıymetli bilgi üretim aracı olan veriyi tanıtmak. Veri çeşitlerini ve yapılarını anlatmak. Veri tabanı yönetim sistemlerini göstermek. İlişkisel ve ilişkisel olmayan veri tabanı yönetimi yazılımlarının farklarını ve kullanım alanlarını aktarmak. Veri yönetimi kavramı içine dâhil olan; bütünleştirme, kalite, raporlama, temizleme gibi farklı veri yönetimi alanları hakkında katılımcılara ipuçları vermek. Büyük veri, bulut bilişim, nesnelerin interneti, dördüncü sanayi devrimi gibi çağdaş kavramlarda veri yönetiminin yerini göstermek.
Kimler Katılmalı
Bilişim sistemleri profesyonelleri
Program
14.30-15:45   Veri Nedir, Nasıl Yönetilir?
_ Günümüzün veri çeşitleri
_ Yapısal ve yapısal olmayan veriler ve örnekleri
_ İlişkisel veri tabanı yönetimi sistemleri
_ İlişkisel olmayan veri tabanı yönetimi sistemleri
15.45-16.00   Ara
16.00-16:45   Veri Yönetimi Kavramları
_ Veri;
_ Bütünleştirmesi
_ Kalitesi
_ Raporlaması
_ Temizlemesi
_ Saklanması/yedeklenmesi
16.45-17.00   Ara
17.00-17.30   Veri Yönetiminde Güncel Kavramlar
_ Büyük veri (big data)
_ Bulut bilişim
_ Dördüncü sanayi devrimi
_ Nesnelerin interneti
_ Makineler arası iletişim
_ Yapay zeka ve öğrenen sistemler
Katılım
Katılımcı sayısı sınırlı olduğundan önceden kayıt olmak gerekmektedir.
Program ücretsizdir.
Başvuru
Aşağıdaki tabloyu doldurup tbd-ankara@tbd.org.tr adresine göndermeniz rica olunur.

Adı Soyadı
Şirketi
E_ Posta
Cep Tel
Üyelik
Durumu
Seminer İsmi
1




12 Ocak 2016 Salı

Sürdürülebilir Kalkınma için Teknoloji

Selamlar,

Konunun başlığını açıklayarak başlayabilirim. Sürdürülebilir, kalkınma ve teknoloji. Bu üç kelimeyi ayrı ayrı ele alsanız belki sayfalarca yazı yazıp, saatlerce konuşabilirsiniz. Biz bunu ne yapıyoruz, birleştirip daha farklı bir terim, bir ifade üretiyoruz. Önceki makalelerimde olduğu gibi akademik dilden uzak, tamamen konunun yabancısı kişilere yönelik açıklamalarda bulunmaya çalışacağım.

Bir şeyin sürdürülebilir olabilmesi için devamlılık arz etmesi şarttır. Peki bu kadar değişimin ve değişkenin olduğu bu dünyada sürdürülebilir nasıl olunabilir? Diyelim sürdürülebilir olabilecek bir strateji buldunuz ve hayatta kalmayı başardınız, bunu kalkınma ile nasıl ilişkilendirebilirsiniz? Sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak için teknoloji kullanımı desem? Biliyorum, konu çok dağınık ve karışık ama bir yerden başlayıp size bütün bunları açıklamam gerekiyor.

Bir canlının hayatta kalabilmesi için yaptığı her şeyin sürdürülebilir olması şarttır. Beslenmek, uyumak, nefes almak vb. Bu temel hayatta kalma fonksiyonunu şirketlere ve/veya ülkelere uyarlayın. Nefes almadan yaşayabilen bir insan olabilir mi? O zaman sürdürülebilir bir hedef, bir strateji ve iş yapış biçimi olmayan kurumlar da hayatta kalamaz. Benim bu makalede yazmak istediğim kurumlardan çok kamu sektörünün kalkınması üzerine olacak.

Dünyada pek çok devrim yaşadık, sanayi gibi. Her yeni değişimle sürdürülebilir olma ve kalkınma anlayışlarımız değişti. Bugün ve bundan sonrası için sürdürülebilir kalkınmanın teknoloji ile olacağını söylemek pek yanlış olmayacaktır. Sürdürülebilir kalkınma ve refah isteniyorsa teknolojinin üretilmesi bir zorunluluk haline dönüşmüştür. Çağdaş toplumları kuvvetli ve kalkınmış yapan faktörlerden birisi teknolojiyi, doğru şekilde adapte etmek ve kullanmaya başlamaktır. Burada teknolojiden kastetmek istediğim bir ana başlıktır. Sadece uygulama geliştirmek, bulut bilişime geçmek veya tıp alanında teknolojiyi adapte etmek değil, aynı zamanda diğer aklınıza gelebilecek her türlü teknolojik değişimi kabullenmektir. Bir kalkınmanın sürdürülebilir olması için teknolojiyi sadece kullanmak yetmez. Önemli olan teknolojiyi üretmek ve dünyaya satmaktır. Teknolojiyi tüketen ülkelerdeki kalkınma hedefleri, teknolojiyi üreten ülkelerdeki kalkınma ile sınırlı kalmak zorundadır. Oyunun kurallarını elbette ki teknolojiyi üreten ülkeler koymaktadır çünkü sürdürülebilir kalkınmayı teknoloji ile yakalayabilmeyi başarmışlardır.

Günümüzde kamu sektöründe sürdürülebilir kalkınmanın temin edilmesi için teknoloji dışında faktörler de yer almaktadır. Benim kişisel fikrim bu sene ve bundan sonraki senelerde teknoloji üretimi, başka herhangi bir kalkınma ana başlığından daha kuvvetli olacaktır. Ben konuyu çok daha temel bir noktaya çekmek isterim. "Veri". Doğru, veri. Elinde çok çeşitli ve hacimli verisi olan ülkelerin bilgi miktarları da fazladır. Öngörülerde bulunabilirler, teknolojiye yön verecek imkanları oluşturabilirler, kalkınmayı arttırabilirler. Düşünün, veri boyutları arttığı için bundan seneler önce kullandığımız 3.5 inch disketler yerini aynı boyutta olan ama katlarca veri depolama hacmi olan cihazlara bıraktı. Benzer şekilde bu durumun ne kadar büyük bir ivme ile ilerlediğini de düşünün. Yani bizim teknoloji üretimimize ve çeşitliliğimize sahip olduğumuz veri karar vermektedir.


15 Ocak 2015 Perşembe

Internet of Things (IoT) Nedir?

Selamlar,

Bilişim sektöründe öne çıkan konulardan güncel konulardan birisi olan "Internet of Things" konusunu konuşalım isterim. Nedir, ne zaman ve nasıl kullanılır, amacı nedir gibi sorularınıza yanıt bulabileceğinizi umuyorum.

Bu kavramın en temel noktası ve felsefesi, internete bağlı olan bütün cihazların birbirleri ile konuşması, yani birbirlerine veri aktarımında bulunmasıdır. Bir nevi makinelerarası iletişim kavramından bahsediyorum ancak IoT, M2M'in daha geniş alanlara yayıldığı ve internet protokol ve veri aktarım tekniklerinin de kullanıldığı bir üst kümedir. Gartner'ın yaptığı bir araştırmaya göre 2020 yılına kadar internet üzerinde toplam 26 milyar birbirine bağlı cihaz olacağı tahmin edilmekte. 

IoT kavramına en güzel örnek akıllı şehirlerdir. Evdeki kombinin ve diğer ısıtma/soğutma unsurlarının, çamaşır makinesinin uzaktan yönetilebilmesi, otomobillerin bulut bilişim sistemi ile veri alışverişinde bulunması, akıllı satış makinelerinin ortak sisteme bağlanması ve takip edilmesi gibi projeler IoT kavramına çok yakın projelerdir. Bu projelerin mevcut IP altyapısı ile yapılabilir olması mümkün olduğundan (IPv4, 4.3 milyar tekil adres) yeni nesil IP yapılandırması ile programlanacağı tahmin edilmektedir (IPv6). Bu durumda IoT'nin geleceğinin IPv6 üzerinden geçmek zorunda olacağını rahatlıkla ifade edebiliriz zira Gartner'ın hazırladığı rapora göre bu fikir sağlamlaşmakta.

IoT kavramı içerisinde makinelerarası iletişim dışında büyük veriyi ve çok farklı sektörlerde geliştirilen uygulamaları ve mobil cihazları barındırmaktadır. Bunlara ek olarak mobil cihazların üzerinde geliştirilebilen gömülü sistem ve uygulama geliştirme kavramı da değerlenmektedir. Bu tip sistemlere verilebilecek güzel örnekler arasında bankaların ATM cihazları, kompleks fotokopi cihazları, cep telefonları, medikal cihazlar ve taşınabilir bilgisayarlar bulunmaktadır. Bu sistemleri oluşturabilmek için PC/104 adında bir standart kullanılmaktadır.

IoT kavramı çoktan hayatımıza yerleşmiş durumda. Aynı şekilde makinelerarası iletişim kavramı da. Yukarıda verdiğim örneklere baktığınız zaman pek çoğunun halihazırda hayatımızda gördüğümüz projeler olduğunu görebilirsiniz. Akıllı evler, cep telefonları vb. cihazlar çok uzun zamandır kullanmakta olduğumuz sistemlerdir. Bugün konuşulan sadece IoT'nin genişlemesi değil, bu gelişmeye paralel olarak artan veri miktarları ile diğer öne çıkan kavramlarına birbirleri ile entegre olmasıdır. IoT, büyük veri, bellekiçi veritabanı sistemleri, makinelerarası iletişim, bulut bilişim vb. güncel bütün bilişim sistemleri yaklaşımlarının aynı çatı altında toplanması ve her kavramın kendine özel yeteneklerinin birleştirilmesi söz konusudur.

6 Ocak 2015 Salı

Makinelerarası İletişim, Büyük Veri ve Bulut Bilişim

Selamlar,

Bir süredir işlerimin yoğunluğundan kişisel günlüğümü ihmal ettiğimi düşünerek ve mevcut teknolojik gelişmeler doğrultusunda bir yazı yazmak istedim. Bu yazımda size şu sıralar çok duyduğunuz ama henüz ne olduğunu tam olarak keşfetme şansınızın olmadığı ve/veya eksik olduğu konuları yazmaya çalışacağım. İleride bu konularla ilgili Türkçe kaynak oluşturmaya ve güncel gelişmeleri aktarmaya devam edeceğim.

Her şeyden önce olayların başladığı yıllara dönelim. 1970'li yıllardan beri aynı veritabanı teknolojisini kullanıyoruz, yani ilişkisel modelde tasarlanmış ilişkisel veritabanları. Peki ilişkisel veritabanı ne demek? İlk önce bu soruya yanıt almanız lazım ki sonraki yazacaklarım hakkında aklınızda bir fikirler bütünü oluşabilsin. İlişkisel veritabanı; işletim sistemindeki fiziksel veri blokları içinde saklanan ama veritabanında mantıksal tablolar içinde tutulan veriler üzerine kurulmuş, mantıksal bir ilişki topluluğudur. Bir örnek; elimizde iki tane tablo olsun, birisi satış, diğeri müşteriler. Yapılan her satış, satış tablosuna girilmekte ve müşteriler tablosundaki ilişki vasıtasıyla, müşteri bilgileri de bu satış bilgilerinin içerisine kaydedilmektedir. Her yapılan satış, satış tablosuna kaydedilmekte ancak sadece yeni müşteri geldiği zaman müşterilerin olduğu tabloya veri girişi yapılmaktadır. Bu sistem, doğal olarak veritabanı yazılımını ilişkisel hale getirmektedir.

İlişkisel veritabanının farklı saklama yöntemleri bulunmaktadır. Bunlar hem sistemsel olabileceği gibi yazılımsal olarak da farklılaşmaktadır. Sistemsel olarak disk bazlı ve bellekiçi olarak ayırabileceğimiz gibi, yazılımsal olarak sütun ve satır bazlı olarak ayırmak mümkündür. Bu yazılımlar ilk yazılmaya başlandığında disk tabanlı ve satır bazlı veri saklama üzerine yoğunlaşılmıştı. Ancak zaman içerisinde, teknolojinin ilerlemesi ve beklentilerin artmasıyla birlikte bu işleyişte ciddi değişiklikler meydana geldi. İşlemci hızlarının artması, disk okuma hızlarının da paralel olarak yükseliyor olması ne yazık ki beklentileri karşılamakta yeterli olmadı. Bunun üzerine verinin daha yavaş olan disklerde değil, bellekte ve daha hızlı analitik sorgulama yapabilmek için satır bazlı değil, sütun bazlı olarak saklanması ortaya çıkmış oldu. Bu arada satır ve sütun bazlı veri saklama yöntemi şudur; bir tabloda isim, soyisim ve tc no olduğunu düşünün. Satır bazlı veri saklama modelinde;

isim, soyisim, tc_no 
isim, soyisim, tc_no
isim, soyisim, tc_no
isim, soyisim, tc_no

şeklinde veri saklanırken, sütun bazlı saklama modelinde:

isim, isim, isim, isim
soyisim, soyisim, soyisim, soyisim
tc_no, tc_no, tc_no, tc_no, 

şeklinde saklanmaktadır. Bu durum farklı veri sorgulama teknikleri kullanılarak, gelen talepler doğrultusunda değerlendirilmekte ve modellemeler ona göre yapılmaktadır.

İşin kısa teknik anlatımı ve geçmişi esasında bu şekildedir. Şimdi biraz günümüzde neler olduğuna bakalım ve sonrasında bizi bekleyenleri, biraz daha teknik olmayan bir dille aktarmaya çalışalım.

Veri, bugün daha önce hiç olmadığı kadar kıymetli. Zaman, bugün daha önce hiç olmadığından da daha fazla kıymetli. Dolayısıyla insanoğlunun bu isteklerini teknoloji dilinde karşılamak için çabalamaktayız. Günün en anlamlı amacı şu; veriyi daha iyi anlamak ve bunu çok kısa sürede işlemek ve anlamlandırmak. Aynı zamanda bütün bunları en ekonomik ortamda gerçekleştirmek ve toplam sahip olma maliyetlerini düşürebilmek. İsteneni anladığınızı düşünüyorum, aslında bir nevi atomu parçalamak gibi. Bugün, bu istekleri karşılamak için elimizde kullanabileceğimiz farklı teknolojiler ve yazılımlar mevcut.

Önceden kullandığımız ve hatta hala sıklıkla kullandığımız ve çok güvendiğimiz veritabanı yazılımlarını bugün ve yarın da kullanmaya devam edeceğiz. Bu yazılımların bugünkü şekli değişmiş durumda sadece. Daha yavaş olan disklerden, bellek içerisinde veri saklama modeli ile oluşturulmuş yeni nesil veritabanı yazılımları ve/veya çözümlerine doğru bir ilerleyiş söz konusu. Peki şimdi asıl soruyu sorma zamanı geldi? "Tam olarak ne oldu da 1970'lerden beri kullandığımız bu yazılımlar yetersiz kalmaya başladı?" Cevap veriyorum; veri üretiminde patlama...

Veri üretimine ilişkin en çarpıcı bilgi bence şöyle; son iki yılda, tarihte ürettiğimiz verinin %90'ını ürettik. Düşünebiliyor musunuz boyutları? Şu an herkes ve her şey (makineler dahil) veri üretip, ürettikleri bu verileri başka bir yere ya da diğer makinelere aktarabiliyor. Hızlı, hacimli ve çeşitli büyümekte olan verileri, eski moda kalmış ilişkisel veritabanları ile yönetmek her zamankinden daha zorlaştı. Bu noktada devreye belki de bu sıralar sıklıkla işittiğiniz bir kavram girdi; Büyük Veri. Nedir bu büyük veri? Nasıl kullanılır ve daha önemlisi şimdi kullandığımız ilişkisel veritabanlarının yerini alabilecek mi? Peşinen belirtmem gerekiyor ki büyük veriye ait herhangi bir teknolojinin uzun vadede ilişkisel veritabanı sistemlerinin yerini alabileceğini düşünmüyoruz. Bunun sebebi ise yukarıda kısaca mimarisini anlattığım ilişkisel modelin henüz büyük veri teknolojilerinde tam olarak yer almıyor olmasıdır. Büyük veride NoSQL adını verdiğimiz ilişkisel olmayan tipte ve anahtar-değer yapısı ve benzeri yapılarda veri saklayan veritabanları kullanılmaktadır. Bu veritabanları ve diğer büyük veri yazılımları veriyi daha hızlı, daha hacimli ve daha çeşitli depolayabilecek şekilde tasarlanmıştır. Dolayısıyla bugün olmasını beklediğimiz yapıda ilişkisel veritabanları ve büyük veri teknolojileri bir arada kullanılmalıdır. Bu yazılımların ve teknolojilerin kullanım yoğunluğu istenen projeye ve yapılması hedeflenen işe göre değişebilir.

Büyük veri teknolojisinin yazılım dilinde kullanımı ve tercümesi Hadoop'tur. Hadoop bir yazılım araçları bütününe verilen isimdir. Dünya'da Hadoop dağıtıcıları ve üreticileri yer almaktadır ve tamamen açık kaynak kodlu olan bu yazılım araçları, Java ile geliştirilmektedir ve ciddi büyüklüğe ulaşmış toplulukları bulunmaktadır. Türkiye'de Hadoop kullanımı genişlemektedir. Hadoop ile birlikte (yani büyük veriyi) ilişkisel veritabanını kullanan ve genel olarak adlandırdığımız Büyük Veri Analitiğini yapan kurumlar mevcuttur. Büyük veri ile ilgili daha önce detaylı bir yazı yazmıştım, ulaşabilmek için tıklayınız.

Büyük verinin içerisindeki bir diğer alt kavram veri keşfidir. Çok fazla kaynaktan aldığınız, çok çeşitli veriyi anlamlı hale getirmeden önce keşfetmeniz gerekmektedir. Örneğin, birkaç tane sosyal medya unsuru üzerinden veri alıyorsunuz. Günün sonunda elinizde hangi tipte, ne kadar veri olduğunu, hangi hashtag'lerin kullanıldığını bilebilmeniz mümkün değil. Önce bunları bir yerde keşfetmeniz ve ayrıştırmanız gerekmektedir.

Şimdi, elimizde ilişkisel veritabanının yapısı, bellekiçi mimaride tasarlanmış, gerçek zamanlı veritabanı yazılımı, Hadoop teknolojileri ve çok hızlı işlemciler ve ağ unsurları mevcutken, bunlarla neler yapabiliriz? Bu sorunun cevabı çok basit, hayal gücünüzle sınırlı. Mevcut yapısal değişimler ve üretilen yazılımlar ve donanımlar artık bize sınırının sizin hayal gücünüz olduğu bir yapı sunmakta. Yapılması gereken adımlar, şirket stratejisine uygun bir amaç üretmek, amaca uygun bir proje geliştirmek ve teknik açıdan nasıl yapılabileceğini iyi analiz etmek. Daha sonra bu teknolojileri birleştirdiğiniz zaman size gerçek zamanlı büyük veri analitiği sağlanmış olmaktadır.

Bugünün diğer konulardan birisi veri analizi ve veri madenciliğidir. Veri, bugün olmasa bile yarın hayatımızı yönetecektir, dolayısıyla veri üretim kaynakları artmaktadır. Veri üretim kaynaklarının artmasına bağlı olarak üretilen veriden bir değer çıkartılması beklenmektedir. İşte burada devreye bu iki kavram girmekte ve bu kavramların çıktısının sunum (raporlama) katmanına aktarılması ile birlikte de iş zekası ürünlerinin kullanımları gündeme gelmektedir. Veriyi üret, analiz et, raporla. Basit bir örnek, veriyi üreten akıllı bir sensörden, Genel Müdür'ün masasındaki tablet bilgisayara kadar veri akışı bugün mümkün. 

Verinin çeşitli üretim kaynakları bulunmaktadır. Kurumsal yazılımlar ve veri girişine izin veren diğer bütün uygulamalar veri üretmekte, bunlara ek olarak internet ve sosyal medya üzerinden de ciddi veri üretimleri mevcuttur. Bu kaynakların dışında kullanılabilen bir diğer kaynak makineler, telekomünikasyon cihazları ve diğer tüm akıllı sensörlerdir. Bu cihazlar genelde yapısal olmayan veri tipinde veri üretmektedir ve bugün kullandığımız ilişkisel veritabanı modeline uygun değillerdir. Genelde bu uygun olmayan ve yapısal olmayan veri tiplerini önce yapısal olan veri tiplerine dönüştürüyoruz, daha sonra ilişkisel veritabanlarına yüklüyoruz çünkü ilişkisel veritabanları yapısal olan veriler üzerinde sorgulama ve analiz yeteneğine sahiptirler. Bu arada yapısal ve yapısal olmayan veri arasındaki fark çok basittir, yapısal veriler satır ve sütun düzenine uygun verilerdir. Yapısal olmayan tipte veriler ise paylaştığınız görüntüler, cihazlardan gelen binary tipinde dosyalar, attığınız tweet'ler vb. Yapısal olmayan veriye diğer bir örnek kolunuza taktığınız akıllı saatlerin ürettiği tipte veriler ve günlük dosyalarıdır. Yapısal olmayan veriyi saklama ve işleme yeteneğine Hadoop da sahiptir. Dolayısıyla bir sisteme önce yapısal olmayan veri giriyorsa ve ardından yapısal olan veriye dönüştürülüyor ve bu veriler üzerinde analizleri, raporlamalar ve sorgulamalar yapılıyorsa bu sistemde şunların varlığından söz edebiliriz, büyük veri, ilişkisel veritabanı sistemleri, iş zekası ürünleri, veri madenciliği ve istatistik araçları.

Günümüzde ve sonrasında makineler kendi arasında, intranet ya da internet üzerinden birbirleri ile konuşabilmekte ve ürettikleri verileri bir merkeze, örneğin bir bulut bilişim sistemine  (merkezi veri merkezi yapıları) aktarabilmektedir. Bu tekniğin ismine makinelerarası iletişim denmektedir. Makineler bir sistem ile ve/veya kendi arasında iletişimde kalarak veri üretimi ve paylaşımları yapabilmektedir. Makinelerin, sensörlerin, cihazların ve yazılımların internet üzerinden birbirleri ve bulut bilişim veri merkezleri ile konuşabilmesine ise Internet of Things adını verebiliriz. 

İlişkisel veritabanı, büyük veri, makinelerarası iletişim, IoT, veri analizi ve veri madenciliği gibi kavramlardan önce hayatımızda olan ve neredeyse 1950'lere kökü dayanan bir başka kavram, bulut bilişim. Bulut bilişimle ilgili pek çok şey yazıldı, çizildi ama hala görüyorum ki insanların aklında tam oturmamış bir kavram olarak kalmış. Merkezileştirmenin yeniden alevlendiği, birçok sistemin ortak olarak tek çatı altında yönetilmek istendiği bu yıllarda bulut bilişim, eski günlerinden daha kuvvetli ve yenilikçi çözümlerle yeniden aramızda bulunmaktadır. Yerkürede çok sayıda şirket bulut bilişime uygun yazılımlar üretmekte, veritabanları bulut bilişime uygun güncellenmekte ve yeniden yorumlanmakta ve küresel, çok uluslu şirketler de stratejik adımlarını bu yönde atmaktadır. Bulut bilişimde en önemli olay istenen sitemleri hızlı provizyonlamak ve müşterinin isteğine sunabilmektedir. Müşteriler bulut bilişim veri merkezlerinde istedikleri hizmetleri üyelikler yaparak satın alabilmekte ve böylece bütün bir veri merkezinin fiziki maliyetlerine katlanmak durumunda kalmamaktadırlar. Buna ek olarak herkesin aklında güvenlikle ilgili soru işaretleri bulunmaktadır. Güvenlik takıntısı ile ilgili soruyu burada şu bağlantıyı refere ederek gidermek istiyorum, lütfen inceleyiniz: SAP Data Center

Bulut bilişim, kaynakların bir yerden yönetilmesi ve servis edilmesidir. Bulut bilişimde çeşitli hizmetler ve servisler mevcuttur. Donanım ortamını, yazılımlarınızı, orta katman uygulamalarınızı, mobil geliştirme platformunuzu vb. tüm mevcut ihtiyaçlarınızı servis olarak alabilirsiniz veya sahip olduğunuzu yazılım lisanslarını bu bulut bilişim alanında kullanabilirsiniz.


Size hayatınızı kökten değiştirebilecek bir örnek vermek istiyorum ve bu örnekle, bu zamana kadar yazdıklarımın nasıl kullanılabildiğini anlamış olacaksınız. Bugün, bir ülkedeki insanların sağlıklarını uzaktan takip etmek ve proaktif sağlık önlemleri alarak olacaklardan korumak bilişim teknolojileri ile mümkün. İnsanların evlerinde bulunacak akıllı sensörler sayesinde, insanlara ait sağlık verileri anlık olarak merkezi sistemlere aktarabilir ve gerekli analizler yapılarak insanların sağlıklarının uzaktan takip edilmesi sağlanabilir. Buna ek olarak yapılacak daha hızlı gen araştırmaları ile ilgili kişinin birkaç nesil önce sahip olduğu kanser geni bulunabilir, kişi hasta olmadan önce takibe alınır ve önlemleri alınabilir. Bu kişiler yine mevcut teknolojiler kullanılarak uzaktan takip edilebilir veya günü geldiği zaman hastanelere davet edilebilir. Bu şekilde kimse hasta olmayı beklemez ve zamanında, doğru tedaviye erişmiş olabilir. Bir ailede genetik bir rahatsızlık varsa, kanser gibi, çocuklarında da görülme insidansı yükselmektedir fakat günümüzde bu kişileri korumaya yönelik bir yöntem olmadığı için kişi, sadece hasta olduğu zaman fark edilebilmektedir. Günümüzde birçok firma yeni nesil teknolojileri kullanarak kanser araştırmalarında 3 milyardan fazla gen zinciri olan taramaları 4-5 günlerden 2-3 saatlere kadar indirmiştir ve araştırmalarda ciddi hızlanmalar gözlenmiştir.

Büyük veri ve veri analitiğine bir diğer güzel örnek spor alanından. Futbol ve amerikan futbol takımları ve tenisçiler bugün büyük veri, bulut bilişim ve bellekiçi veritabanı teknolojilerinin bir arada olduğu yeni nesil yazılımları kullanmakta ve kendilerine yeni yollar keşfetmektedir. Futbol takımları daha hızlı pas yapabilmekte, gole daha hızlı gidebilmekte ve başarının yolunu sayısallaştırabilmektedir. Başka farklı örnekler verebilmek mümkündür. Ormanlara konulacak ısı sensörlerinin anlık takibi ile radikal ısı artışları görüntülenebilir ve olası orman yangınları önceden bilinebilir. Böylece hektarlarca orman kül olmadan önce müdahale edilebilir. Sosyal medya analizi de yine büyük veri örnekleri arasında yer almaktadır. Farklı sistemlerden, ortak bir sisteme akacak yapısal olmayan bütün verilerin gerçek zamanlı analiz edilmesi ve müşterilere kişiye özel pazarlama yapılabilmesi mümkün olabilmektedir. Bu yıl ve sonrasında üretilen araçların bir bulut sistemine bağlı olarak anlık veri transfer etmesi ve yine bu bulut sisteminden veri alabilmesi bugün mümkün. Bunun en büyük örneğini SAP ve BMW hazırlamaktadır. Bu ve buna benzer birçok örnek üretebilmek mümkün.

Yazımın başında da söylediğim gibi, elimizde bunca teknolojik imkan varken yapabileceklerimiz sadece hayal gücümüz ile sınırlıdır...

4 Kasım 2014 Salı

Koç Üniversitesi "Be Productive" Etkinlikleri

Selamlar,

Koç Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Topluluğunun (IES) düzenlediği "Be Productive" başlıklı etkinliklerde konuşmacı olarak, 25 Kasım 2014 günü büyük veriyi anlatan bir seminer vereceğim.

Konuyla ilgili detaylara aşağıdaki bağlantılardan erişebilirsiniz.

https://m.facebook.com/events/300885526761652/?refid=17

IES (Industrial Engineering Society) olarak; 18,19,24 ve 25 Kasım tarihlerinde gerçekleştireceğimiz Be Productive Seminerleri‘nde sektörlerinde fark yaratmış ve alternatif yollar seçmiş kişileri sizlerle buluşturuyoruz!

18 Kasım;
Sedef Dördüncü "Founding Partner of Juico"
Deniz Derman "Founding Partner of Juico"
Student Center -3, B329
17:30-19:00

19 Kasım;
Yağız İzgül "Founder and Manager of Hecha"
Founder's Hall
17:30-19:00

24 Kasım;
Murat Şahin "Founding Partner of Orijinal", "President of Turkish Futurists Association"
Founder's Hall
17:30-19:00

25 Kasım;
Ogan Özdoğan "SAP Turkey Solution Manager, Technology & Innovation"
Founder's Hall
17:30-19:00


Detaylı bilgi için bizi takip etmeye devam edin :)

Twitter: http://twitter.com/ieskoc

Facebook: http://www.facebook.com/ieskoc

Instagram: http://instagram.com/ieskoc

LinkedIn: http://www.linkedin.com/groups/IES-Koç-University-Industrial-Engineering-4543005

29 Mayıs 2014 Perşembe

SAP Türkiye İnovasyon Merkezi

Selamlar,

Kurumsal yazılımlar alanında Türkiye ve Dünya Lideri SAP, Teknopark İstanbul'da açtığı yeni Innovation Center için yazılım geliştirme uzmanları arıyor! Türkiye'nin en büyük yazılım merkezlerinden biri olmaya aday olan SAP İnovasyon Merkezi, start-up ruhunu SAP'nin 40 yıllık endüstri tecrübesiyle birleştirerek yenilikçi ürünler geliştirmeyi amaçlıyor.

Siz de bu vizyonun bir parçası olmak istiyorsanız, aşağıdaki bağlantılardan ilgilendiğiniz pozisyonlara başvurabilirsiniz;






İyi çalışmalar,
Ogan

12 Mayıs 2014 Pazartesi

SAP Türkiye ve İnovasyon Merkezi Tanıtımı

Selamlar,

SAP Türkiye ve SAP İnovasyon Merkezi olarak 15 Mayıs 2014 Perşembe günü İD Bilkent Üniversitesinde bir tanıtım etkinliği düzenleyeceğiz. Etkinlik, EA-409 seminer salonunda 10:30 - 12:00 arasında gerçekleştirilecektir. Bütün İD Bilkent Üniversitesi öğrencileri ve mezunları davetlidir. 

Tanıtımda ben de yer alacağım ve SAP Türkiye'den, SAP'nin ürün ailesinden ve startup'lar için sunduğumuz bütün platformlardan bahsediyor olacağım. Ayrıca herkesin çok merak ettiği HANA platformuna da kısaca değineceğim. Bütün bunlara ek olarak SAP Türkiye'deki kariyer imkanlarını da dinlemiş ve öğrenmiş olacaksınız.

İyi çalışmalar dilerim,
Ogan

"İşletme yazılımları alanında Türkiye ve Dünya lideri SAP, Bilkent'e geliyor!

SAP Türkiye ve Teknopark İstanbul'da faaliyete geçecek olan SAP İnovasyon Merkezi Türkiye tanıtım sunumuna katılımınızı bekliyoruz.

Sunumda SAP Türkiye ve SAP İnovasyon Merkezi'nin çalışma alanları ve şirketimizdeki kariyer olanaklarını sizlerle paylaşacağız."


5 Mayıs 2014 Pazartesi

İD Bilkent Üniversitesi Bilgisayar Teknolojisi ve Bilişim Sistemleri (CTIS)

Selamlar,

Yakın zamanda gelen sorular üzerinde 2006 yılında mezun olduğum bölümüm Bilkent CTIS üzerine yeni ve kapsamlı bir yazı yazmak istedim.

Her şeyden önce üniversite ve bilişim teknolojileri sektörü ile ilgili bilgiler vereyim. Bilkent Üniversitesi, Türkiye'nin ilk vakıf üniversitesi olarak Bilkent, Ankara'da kurulmuştur. Kurucusu, aynı zamanda kurucu YÖK Başkanlığı da yapmış olan merhum Prof. Dr. İhsan Doğramacı'dır ve vakıf 20 Ekim 1984 yılında kurulmuştur. Bilkent Üniversitesinde 3 adet kampüs bulunmaktadır; merkez, doğu ve orta. Times Higher Education'a göre dünyanın 50 yaş altındaki en iyi 31nci üniversitesidir. Prof. Dr. İhsan Doğramacı'nın vefatının ardından üniversitesinin isminin İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi olarak değiştirilmesi teklif edilmiş ve YÖK tarafından onaylanarak değiştirilmiştir. Mevcut durumda 13.000'den fazla öğrencisi bulunmakta olan İD Bilkent Üniversitesinin Rektör'ü Prof. Dr. Abdullah Atalar'dır.

İD Bilkent Üniversitesi kampüsünde sosyal yaşam adına yapılabilecek pek çok şey vardır. Spor salonları, tenis kortları, restoranlar, öğrenci kulüpleri gibi olanakları bulunmaktadır. Buna ek olarak şehirden üniversiteye ve üniversiteden şehre ulaşım için de seçenekler fazladır. Semt servisleri bulunmaktadır ve güvenli bir şekilde öğrencileri üniversiteye taşımaktadır.

Bilişim Teknolojileri sektörü -kısaca BT (IT)- her sene genişlemekte olan ve nitelikli istihdam açığı bulunan bir sektördür. Çok sorulan bir soru da sektördeki iş imkanlarıdır. Diğer herhangi bir sektöre göre nispeten daha iyi durumda olan bir sektördür ve her yıl kurumlardaki ve internetteki verinin büyümesine paralel (direkt ya da indirekt olarak) istihdam da büyümektedir. 

İD Bilkent Üniversitesi CTIS bölümü 1994 yılında kurulmuştur. Mezunlarına lisans derecesi (BSC) vermektedir ve eğitim süresi 4 yıldır. Bölüm, öğrenci kabul etmeye başladığı yıldan beri büyümekte ve kontenjanıyla birlikte taban puanı da artmaktadır. 

CTIS'in misyonu;

Hem sektör deneyimine sahip he mde akademik altyapısı güçlü öğretim kadromuz sayesinde, bilgi ve iletişim teknolojileri alanında üst düzey bir eğitim vererek, öğrencilerimizi;
* Dinamik ve hızla genişleyen bu alanda parlak bir kariyere hazırlamak,
* Teknik açıdan rekabet eden, öz güveni yüksek, takım çalılmasına yatkın, insan ilişkilerinde uzman bireyler olarak yetiştirmek.

Bu amaçla, programımızın, sürekli güncel, modern ve dinamik kalmasını sağlamaktır.

CTIS'in vizyonu;

CTIS bölümünü, uygulama ağırlık eğitim sayesinde yazılım sektörüne bireyler kazandıran dört senelik eğitim programları arasında Avrupa'nın lider konumuna getirmektir.

CTIS'in değerleri;

* Deneyimli akademik kadromuz
* Dünya standartlarında hazırlanmış bilişim sistemleri müfredatımız
* Toplamı 6 ayı bulan staj programlarımız
* Sağladığımız eğitim kaynaklarımız
* Her yıl artan öğrenci nüfusumuz
* Mezunlarımızın gurur veren başarıları
* İD Bilkent Üniversitesi bölümü olmamız

İD Bilkent Üniversitesi CTIS Bölümünün ana sayfası www.ctis.bilkent.edu.tr'dir ve Bölüm Başkanlığı görevi Sayın Dr. Erkan Uçar tarafından üstlenilmektedir. 

Ders içeriği bakımından hem zorunlu (temel) hem de seçmeli dersleri oldukça zengin olan CTIS'te her yıl kurulan danışma kurulu ile müfredat incelenmekte ve gerek görülürse güncellenmektedir. Bu bağlamda ders başlıkları ve içerikleri olarak her yıl güncel kalmakta ve sürekli bir değişim içindedir ve bu değişim öğrencilere oldukça pozitif olarak yansımakta, öğrenciler her zaman güncel bilişim teknolojilerine erişebilmektedir.

CTIS'te verilen bütün dersler aşağıdaki gibidir;
Information Technology & Information SystemsAnalytical Thinking and Problem Solving
Fundamentals of Information SystemsDiscrete Mathematics
Information Technologies - LinuxTechnical Mathematics with Programming
Introduction to ProgrammingComputer Algorithms
Algorithms and Data Structures
Object Oriented ProgrammingInternships and Work Experience
JAVA ProgrammingSummer Training
Web Technologies IIndustrial Training Project
Web Technologies II
Database Management Systems and ApplicationsManagement
Computer Networks I ( Cisco CCNA I )Business
Computer Networks II ( Cisco CCNA II )Principles of Economics
Mobile Application DevelopmentManagement Elective
Ethical and Social Issues in Information Systems
Principles of Software Engineering
Applied Software EngineeringCommunication-Research-Analysis Skills
Senior Project I- IIEnglish and Composition I - II
Restricted Elective I - II - III - IVAdvanced Communication Skills
Survey in Information Technologies
Sample Restricted ElectivesSeminars in Information Systems
Advanced Topics in Programming
Interactive Computer Graphics Programming
Database AdministrationOther
Data AnalysisOrientation
Distributed SystemsFree Elective I - II - III
Software Validation, Verification and TestingKeyboarding
Information Systems OutsourcingTurkish I - II
Software Quality AssuranceHistory of Turkish Republic
Information Systems Project Management
Robotics and Embedded Computing
Data Security in Computing
Lan Switching and Wireless Networks
Wide Area Networks
Linux System Administration
Mobile Application Development
Information Storage and Management

CTIS ile birlikte çalışmakta olan ve katkıda bulunan pek çok iş ortağı bulunmaktadır. Bölümün; SAP, Cisco, Microsoft, Oracle, IBM, EMC gibi küresel firmalarla anlaşması bulunmakta ve bu firmalardan müfredat desteği almaktadır. 

Bölümde değişim programı (ERASMUS) bulunmaktadır. 

Sıkça Sorulan Sorular; (sizden gelen sorulardan derlenmiştir)

S: Bölümden mezun olan kişilere verilen derece nedir?
C: BSC derecesi verilmektedir. Bu derece Bilgisayar Mühendisliği ile denk bir derecedir. 

S: Bölümden mezun olan kişiler askerliklerini kısa dönem yapıp, yüksek lisans ve doktora ile akademik kariyerlerine devam edebilmekte midir?
C: Evet, 4 yıllık bölüm bitirdiğiniz için kısa dönem askerlik yapabilir, yüksek lisans programlarına (tezli ya da projeli) katılabilir daha sonra doktora ile akademik kariyerinize devam edebilirsiniz.

S: CTIS'i bitirdikten sonra bilgisayar mühendisliği yüksek lisansı yapılabilir mi?
C: Evet, bir takım denklik derslerini verdikten sonra bilgisayar mühendisliği yüksek lisansı yapabilirsiniz.

S: CTIS'ten mezun olduktan sonra iş imkanları nasıldır?
C: İş imkanları BT sektöründe genelde geniştir ancak kişinin kendi başarısı, istekleri, tecrübesi ve/veya becerilerine göre istihdam hızı değişkenlik gösterebilir.

S: CTIS'ten mezun olanlar hangi şirketlerde çalışmaktadır?
C: Küresel BT ve sektördeki yine bütün küresel danışmanlık şirketlerinin neredeyse tamamında CTIS mezunları bulunmaktadır. 

S: CTIS bölümünde teorik eğitimin yanısıra pratik eğitimler de var mıdır?
C: Evet, bulunmaktadır. Teorik eğitim gerçek öğrenimin büyük bir parçasıdır ancak öğrencilerin öğrendiklerinin pekişmesi için uygulamalı olan derslerde pratik eğitimler de verilmektedir.

S: İD Bilkent Üniversitesi CTIS ile Türkiye'deki diğer bilişim sistemleri bölümleri arasındaki fark nedir?
C: Ders içerikleri farklılık göstermektedir. Her IS/MIS/CTIS bölümlerinin ders içerikleri aynı değildir.

S: CTIS'ten mezun olabilmek için İngilizce bilmek gerekmekte midir?
C: İD Bilkent Üniversitesinde bir bölümde öğrenci olarak başlayabilmek için COPE sınavını vermeniz, daha sonra bölümdeki İngilizce dersleri de geçmeniz gerekmektedir. Bunun yanı sıra BT sektörü her geçen gün küreselleştiğinden İngilizce'nin hayatınızın bir parçası olma ihtimali de artmaktadır.

S: CTIS, bir nevi mühendislik midir yoksa teknisyenlik?
C: Hiçbiri. CTIS mezunları mühendis olarak da teknisyen olarak da mezun olmazlar. BSC denkliği alarak, web tasarımı, veritabanı yönetimi, uygulama geliştirme, ağ tasarımı, sistem yöneticiliği gibi alanlarda, zaman zamansa "mühendis" sıfatı ile çalışmaya başlayabilirler (özel sektörde).

S: CTIS mezunları her şeyden biraz öğrendiği için uzmanlaşmaları zor mudur?
C: CTIS bölümünde bir önceki cevapta yazdığım alanlarda eğitim alarak öngörünüzü ve vizyonunuzu genişletme şansınız vardır. Bir kişi veritabanı yönetmekten keyif aldığını da görebilir, uygulama geliştirmeye yönelmek istediğini de algılayabilir. CTIS'in mezunlarına kazandırdığı en önemli değerlerden birisi budur. Bu bağlamda mezunlar, istedikleri alanda uzmanlaşma şansına erişebilmektedir.

İyi çalışmalar,
Ogan

2 Mayıs 2014 Cuma

SAP HANA - Yeni Nesil Bellekiçi Veritabanı


SAP HANA

SAP HANA ya da diğer ismiyle "High Performance ANalytic Appliance" bir bellekiçi ve kolon bazlı ilişkisel veritabanı sistemidir ve SAP tarafından geliştirilmiştir.
HANA, resmi olarak Mayıs 2010’da duyurulmuş, Kasım 2010’da ise 1.0 sürümü iş uygulamaları ve iş zekası için bellekiçi programlama özelliği ile pazarlanmaya başlamıştır. Eylül 2011’de SAP NetWeaver BW yazılımının HANA üzerinde desteği çıkartıldı. Ekim 2012’de bulut bilişimde HANA’nın kullanımı başlamış, HANA One ürünü SaaS olacak şekilde AWS (Amazon Web Services) üzerinden saatlik ücretle sunulmaya başlanmıştır. SAP ERP (Enterprise Resource Planning) ürünü Ocak 2013’te Business Suite’in bir parçası olarak HANA üzerinde kullanılabileceği duyurulmuş, Mayıs ayında ise hazır hale getirilmiştir.
HANA bir bellekiçi veritabanı olarak SAP’nin Büyük Veri Platformunda yer alan bir üründür. Veritabanına kaydedilen veriler hem kolon hem de istenirse satır bazlı olacak şekilde bellekte saklanır ve gerçek zamanlı raporlama, sorgulama ve analiz yapma imkanı tanımaktadır. Sorgulama dili ANSI SQL’dir. Yönetim grafiksel arayüzü ve aracı SAP HANA Studio’dur ve SAP HANA Client aracılığı ile HANA sistemine bağlantı kurulmaktadır.
HANA bir appliance’tır, yani yazılım ve donanımın bir arada tam ve entegre çalıştığı bir üründür. SAP’nin çeşitli donanım iş ortaklarından onaylanmış HANA donanımları tedarik edilir ve bu donanımların üzerine HANA veritabanı kurulur. Donanımlarda gelen bellek = veritabanı boyutu olarak hesaplanmaktadır ve her 1 TB bellek için 1 TB SSD disk (Log Volume) ve 4 TB SAS2 disk (Data Volume) yer ayrılmaktadır.


Transaction Yönetimi
HANA bir bellekiçi veritabanı olduğundan bünyesinde “persistance layer” isminde bir katman yer almaktadır. Bütün veriler, güncellemeler ve veri girişleri bellekte yapılır ve her commit işleminden sonra yapılan bu DML işlemleri persistance layer’daki log volume’una transaction kaydı olarak yazılır. Bu şekilde transaction’ların işlendiği garanti altına alınmaktadır. Belirli checkpoint’lerle (5-10 dakika, bu değer ayarlanabilmekte ayarlanabilmekte) arka plan görevleri çalışmakta ve güncellenen veriler bellekten disk ortamına (data volume) aktarılmaktadır. Dolayısıyla herhangi bir veritabanı hatasında, sistemin kapanmasında ya da verinin tekrar belleğe alındığı durumlarda data volume’dan veriler belleğe kademeli olarak aktarılmakta, ilk başlangıçta sanki bir disk-tabanlı veritabanı gibi açılmakta ve log volume’daki transaction’lar ileri sarılmakta ve veritabanına işlenmektedir.


Mimari Yapı


HANA, ünitelerle lisanslanmakta ve adlandırılmaktadır. Her 1 ünite HANA 64GB bellek içermektedir. 1 CPU 128GB veya 4 CPU 1TB donanım ölçeklendirmesiyle scale-out mimari desteklenmektedir. Birden çok HANA makinesini aktif ve pasif olacak şekilde kurgulayabilirsiniz. Ayrıca VMware ile HANA, sanal ortamda da kullanılabilmektedir.

Yedekleme&Yedekten Dönme
Persistance layer’daki log ve data alanları HANA’nın bellekiçi veritabanı mantığını sağlamlaştırırken, bu alanların yedeğini almak da mümkündür. Data ve undo bilgilerini SQL komutları veya HANA Studio kullanarak yedeklemek ve gerektiğinde dönmek mümkündür. Log alanının yedekleri ise asenkron olarak, ilgili alan dolduğu zaman çalıştırılmaktadır.


Birden çok node’un olduğu HANA ortamlarında yedekleme operasyonu herhangi bir müdahale olmadan otomatik olarak yönetilmektedir. Master name server ve index server gibi servislerin de yedekleri alınmaktadır. Her bir servis için bir tane yedekleme açılmakta ama paralel olarak alınabilmektedir.
Yedekleme operasyonunun lokasyonunu belirtme opsiyonumuz bulunmaktadır. SAP HANA Studio aracılığı ile başlattığımız yedekleme işlemini hem data hem de log yedekleri için NFS ile paylaşılan bir alana ya da dosya sistemlerine kaydedebiliyoruz.
SAP HANA veritabanında yedekleme kataloğu bulunmaktadır. Bu katalogda yedekleme yapılan operasyonun başlangıç/bitiş zamanları, yedeklemenin toplam süresi, boyutu ve aktarım miktarı gibi bilgiler yazılmaktadır. İlgili katalog veritabanında kalabildiği gibi log yedeklemesinin bir parçası olacak şekilde başka bir ortama alınabilmekte ve bu ortamda offline olarak görüntülenebilmektedir.

Yedekleme operasyonu tamamlandıktan sonra sistemde olası bir hata olduğu zaman yedekten dönebilmenin birkaç yolu bulunmaktadır. Bunlar;

1)     Veritabanının en son haline yedekten dönebiliriz. Peşpeşe alınmış log yedekleri işlenmekte ve eğer kaybolmadıysa log volume üzerindeki transaction’lar da işlenmektedir. Böylece veritabanı en son commit işlemine kadar ilerletilebilmektedir.
2)     Geçmiş zamanda bir noktaya yedekten dönebiliriz.
3)     İstenilen bir data yedeğini ya da snapshot’ını yedekten dönebiliriz (herhangi bir log replay olmadan).
SAP HANA, veritabanının bir kopyasının oluşturulmasını ve bu kopyadan diğer node’lara veri taşınmasını desteklemektedir.

Bütün bu yedekleme ve yedekten dönme operasyonları SAP HANA Studio tarafından desteklenmekte ve izlenebilmektedir. Ayrıca DBA Cockpit aracılığı ile sadece yedekleme, SQL komut satırından da yedekleme ve yedekten dönme işlemleri yapılabilmektedir.
SAP HANA üçüncü parti yedekleme arayüzleri ile de uyumludur. Symantec NetBackup 7.5, IBM Tivoli Storage Manager for Enterpise 6.4, Commvault Simpana 10.0, HP Data Protector 7.0 & 8.1 ve EMC NetWorker 8.2 araçları ile HANA’nın yedekleme operasyonlarını yapabilirsiniz.

Yüksek Erişilebilirlik
SAP HANA veritabanı pek çok alandan yüksek erişilebilirliği destekleyen bir yapı sunmaktadır. Bu yapının içerisinde yedekleme ve persistance layer adını verdiğimiz yapıdan bahsettim. Bunların dışında HA kapsamında yer alan diğer özellikler arasında sistem replikasyonu, depolama alanı replikasyonu, host auto failure ve service auto restart özellikleri yer almaktadır. Host auto failure kapsamında SAP HANA sistemine pasif cluster’lar eklenmekte ve herhangi bir birincil-aktif host çöktüğünde bu pasif host otomatik olarak devreye girmektedir. Sistem replikasyon tarafında ise uzaktaki bir ortama ana makinenin bir imajı kurulmakta ve işlenen her transaction bu yedek ortama da aktarılarak senkronizasyon sağlanmaktadır. Böylece birincil ortam çöktüğü zaman uzaktaki sistem ayağa kalkmaktadır (Felaket Kurtarma Merkezi). Bu yöntemlere ek olarak SAP’nin iş ortaklarının sunduğu ve depolama katmanında veri replikasyonu yapan yazılımlar da kullanılarak HANA yüksek erişilebilir hale getirilmektedir. Birincil veritabanı çöktüğü zaman bu yöntemle, uzaktan müdahale ile ikincil (yedek) sistem ayağa kaldırılmaktadır.

SAP River – Uygulama Geliştirme Aracı
SAP HANA, River ismine sahip bir uygulama geliştirme aracına, arayüzüne, programlama diline ve IDE’sine sahiptir. River, SAP HANA Studio içerisinde kullanılabilen ve direkt veritabanının üzerinde uygulama geliştirebildiğiniz bir ortamdır. SAP HANA 1.0 SPS07 ile birlikte Early Adoption Program (Ramp-up) kapsamında kullanılabilen bu programlama dili, özellikle startup firmalar ya da HANA’ya göç eden ortamlarda kullanılabilmektedir.
River ile çok hızlı bir şekilde back-end uygulamanızı geliştirdikten sonra HANA bellekiçi veritabanı üzerinde deploy ederek “gerçek” gerçek-zamanlı uygulama deneyimini test edebilirsiniz.

SAP Store
SAP’nin 200.000’den fazla kayıtlı müşterisinin bulunduğu bir pazar alanı bulunmaktadır, ismi SAP Store’dur. SAP’nin kayıtlı uygulama geliştiricileri SAP’nin sunduğu platformlar üzerinde uygulamalarını geliştirerek ve istenirse HANA da kullanılarak çözüm üretebilir, ürettikleri bu çözümleri SAP’nin store’unda pazarlayabilir. Buna ek olarak SAP Application Development Partner Center üzerinden 5 dakikada yapabileceğiniz kayıt işlemi ile (herhangi bir ücret ödemeden) sistemi hemen kullanmaya ve kod geliştirmeye başlayabilirsiniz.
Takip et: @oganozdogan